Benim inancim o ki, kendini bilen ve hayatinin kiymetli oldugunu dusunen herkes, oncelikle "Benim bu dunyada isim ne?" diye ciddi ciddi sorar. Sonra kendisinin yaratilmisligini anlar ve onu inkara kalkmaz.
Ve insan, Yaraticisinin kendisini nicin yarattigini sorgulamaya basladiginda - en azindan benim sahsi tecrubemde- ‘Yaraticimin bana konusarak rehberlik yapmasi gerekiyor’ diye anlar. Yani, bu ihtimal insanin aklina getiriliyor ve bu ihtimali hangi bahane ile olursa olsun reddetmeyecegiz.
O zaman Islam dunyasindan haberi olanlarin, "Kur'an'i ciddiye alacagiz" demeleri gerekir. Islam'i bilmeyenler ise, bir tur din pesinde kosan arastirma yapmaya baslamalari gerekir. Boylesi cok insan var.
Kur'an'i ciddiye alanlarin -ki biz buraya gireriz insaAllah- dikkate almasi gereken nokta sudur: Kur'an'da konusanin muhatabina oncelikle neyi anlatmaya calistigina dikkat edersek hemen goruruz ki, once Yaraticimizi butun yonleriyle tanima egitimine tabi tutuluyoruz.
Kendi dunyamda ben buna "IMAN EGITIMI" adini taktim. Bu egitimi de bu zamanda en iyi yapan Risalelerdir, diye anliyorum. Kendi capimda yaptigim arastirmalarimin sonucu kisaca bu.
Risaleleri eline alan herkes ayni mi? Hayir. Eline almayan herkes ayni mi? Ona da "hayir" diyorum.Ayni sekilde, Kur'an'i eline alip hep ondan bahseden Ona tabi mi oluyor? Hayir. Kur'an'i eline veya onune almadan ondan bahsetmek mumkun mu? Ona da hayir diyorum.
Bu takdirde ne yapmamiz lazim; sonuc bizde cozumleniyor. Ben neyi ne icin yapiyorsam benim icin o onemlidir. Allah bana ona gore muamele edecek. Ben Allah'i ne kadar tanidim ve hayatimi Onu tanimak icin ne kadar harcadi isem, O, bana Kendisini o kadar tanitiyor. Bu da, kainatta tezahurunu gordugumuz "Adalet-i Ilahiye"ye mutabik dusuyor.
Neticede de "Cennet" dedigimiz yer de, bu adaletin tam tamina ebediyyen gerceklestirildigi yerdir. Oraya gitmeden once bu hazirligi yapanlara ne mutlu! Mujdeler olsun, kendisine dusen vazifeyi yapanlara!
Ya Rabb! Bizleri hep Seni tanimak icin ve Seninle beraber olmak icin calisanlarla birlikte hasret! Adi, sani, grubu, cemaatinin ismi ne olursa olsun, yalnizca Seni hesaba katanlarla, yalnizca Senin icin tercihler yapanlarla hasret.
Seni, baska hesaplar altinda ististismar edenlerden bizi uzak tut, ya Rabbena! Hem senin adini alip hem de hesaplar pesinde olanlardan bizi uzaklastir ya Rabbena! Yalniz senin rizani senin hikmetin dahilinde arayanlardan eyle! Kendi kafasina gore hikmet icad etmekten bizleri muhafaza et, ya Rabbimiz! Senin hikmetini Senin Kelamindan ve Senin "usve-i hasene" olarak gonderdigin orneginden arayanlardan eyle bizi, Ya Erhamerrahimin! Senin gonderdigin ayetleri ve Rasulleri kendi cuce hesaplarina gore yorumlayanlardan bizi muhafaza et, Ya Haadi!
Seytani, kufur ile karsimiza gelecek diye beklemeyelim. Seytani, kufur ile gelendir diye tanimlarsak daha coook bekleriz; yanibasimizda oldugu halde, hala gelmedi zannederiz. Seytan artik bize sagdan yaklasacaktir. En azindan simdiki durum onu gosteriyor. Allah muhafaza etsin, ilerisi icin garantimiz yok. Elinde ayet ve hadis ile gelenlere dikkat etmemiz lazim; bunun neresinde hak var, neresine beser akli karismis diye.
Sizleri gercekten Allah icin seven birisi olarak, ben elimde ayet ile ve hadis ile sizinle iliski kurdum. Belki elime Risaleleri alarak gelmem bu demekti. Bana elimdeki Risaleden dolayi guvenmeyin. Benim Risaleleri size nasil, ne maksatla verdigime bakacaksiniz. Elimde Risale var diye beni masum gormeyiniz. Belki ben Risaleleri gosteriyor, arkasindan kendi kafamin hayir gordugu bazi seylere sizi davet ediyor olamaz miyim? Dikkat edin.
Maksadim Allah olur, din olur, ama usulum yanlis olabilir; olamaz mi? Her Allah diyen mutlaka bizi Allah'a mi cagiriyor zannedersiniz. Allah'a giden yolda yalnis bir usulun de mertebeleri vardir. Bazilari yolu uzatir, bazilari yolu kisaltir, bazilari yolu saptirir.
Bazilari da Allah'a giden yolu kendi akli, hissi hesaplarini maksat ile karistirarak pisletir.
Bu noktada benim en hassas oldugum mesele sudur: milliyetcilik ve devletcilik, dincilik, Muslumancilik, vs. Her turlu "cilik" bizim Allah'a giden yolda sapmamizin kaynaklaridir. Siyaset yaptigimizi zannetmemiz de bunun "kilifi"dir.
Anlayabildigim kadariyla, yonetim icin hikmete uyma ayridir, Allah'in rizasina giden yolda aklina gore kararlar alip onu din ile bulastirmak ayridir. Aklina uyanlarin yolu, sonunda, insani "dindar bir milliyetci yapar". Hic yoktan iyidir. Evet, bir konuda aklina uyan kimse mutlaka her zaman her yerde aklina uyarak en kotuyu yapar degil, kotulugun de neredeyse sonsuz mertebesi vardir. Azicik aklina uyup azicik kotu olani var, biraz daha fazla olani var vs vs.
Butun bunlar icin daima Allah'tan bizi hidayete ulastirmasi icin dua kapimizi acik tutmaliyiz. Biz tamam hakikati bulduk, kurtulanlardaniz, dedik mi, dua kapisini kapamis oluruz. Iste, cemaat degil ama cemaatcilik melaneti insani burada duadan mahrum ediyor. Hatta ummetcilik bile aynidir.
Daima 'ummet' ve daima 'hak yolda olan bir cemaat' arayisi icerisinde olmaliyiz. Yani, supheci degil ama, kendinden emin "Kurtulmuslardan" oldugunu zannetme gibi bir belahet ornegi olmamaliyiz.
Tahkik-i iman mesleginin ozu budur diye anliyorum. Her Kur'an okuyusumda ve her Risale okuyusumda, bunun hakikati nedir ve neyi tasdik etmemi istiyor ve ben neyi tasdik ediyorum; bu tasdik ettigimi soyledigim sey, gercekten benim tasdikim mi, yoksa daha once kafama yerlestirdigim ve dogrudur diye karar aldigim bir seyin tekrari mi?
Iste tasdik meslegi burada kendini gosterir. Yani, kendi dunyamdaki tavrimda kendisini gosterir. Tamamen baska bir maksatla "Kur'an haktir" demis olabilirim. Kendi dunyamda temiz olmak iyi ise mesela, 'Temiz ol' diyen Kur'an bana dogru gelebilir ama bu sonuc, benim icin "TAHKIK" olmayabilir. Cunku ben temizligi bir nefsani nedenle tarif etmis olabilirim.
Mesela, 'sihhatine duskun bir insan olarak' boyle bir karari almis olabilirim. Halbuki, -fark ortaya ciksin diye bu aciklamayi yapiyorum- temizlik duygusunu Temiz olan Yaraticimi tanimak icin kullanmaya niyetli olmadigim icin, Kur'an hak soyluyor dedigim halde ben "hak soyluyor olmayabilirim"; benim yaratilis gorevimi gerceklestirmem acisindan bakildiginda, bu cumleyi soylemem dogru olmaz o zaman.
Ben Rabbimin kim oldugunu tanimak icin temizlik duygumu kullanmam lazim iken, kendi takintimi hakli cikarmak icin temizlik emri veren Kur'an'a 'sen hak soyluyorsun' dedim.
Bu ince gibi gorunen meseleleri sizlerin kolaylikla anlayacaginizdan emin oldugum icin yazdim. Kimse hakkinda karar vermeyelim; biz bu dunyaya kimse icin karar vermeye gelmedik. Benim gorevim, hakikatin benim dunyama girmesine musaade edecek bir dua halini yasamamdir. Benim gorevim Risalelerin egitimine girip Kur'an'a daha da bir yakin olmak ve dolayisiyle, Rabbimin konusmasina kulak vermek icin hazirlikli olmaktir.
InsaAllah sizlerin de bu niyette oldugunuzu bildigim icin, bizzat kendiniz bu egitime dogrudan muhatap olmakta israr ederseniz daha hayir yapmis olursunuz, diye yaziyorum.
Ali veya Veli daha iyi bilir diye kendi gorevimizden kacmayalim. Risaleleri elimize alalim, okuyarak kendimizi tarif edelim ve o tarife gore de yasayalim; birakalim elin dedi-kodusunu, inshaAllah.
Allah'a emanet olun.